ONLAR İNSANLIĞIN EN SOYLU DAMARIYDI![/

ONLAR İNSANLIĞIN EN SOYLU DAMARIYDI![/

Mesajgönderen GAH Editör » 06 May 2010, 18:45

Resim

www.gencalevilerharekati.eu / E-mail: yola_durus@yahoo.de
_______________________________________________________________________________________________________________________________

ONLAR İNSANLIĞIN EN SOYLU DAMARIYDI!


“Sen bakma havanın durgunluğuna
Derya dediğin uyur uyur uyanır…”
Şeyh Bedrettin Destanı
Nazım Hikmet


Deniz’i , Hüseyin’i, Yusuf’u idam eden zalimler, bu idamlarla insanlığın en soylu damarını kurutabileceklerini düşündüler. Baba İshak‘ın, Şeyh Bedrettin’in, Pir Sultan Abdal’ın ve daha nice önderimizin idam edilmelerinin nedeni de buydu.

“Kadılar müftüler fetva yazarsa
İşte kemend işte boynum asarsa
İşte hançer işte kellem keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan…”
Pir Sultan Abdal


Kerbela katliamıyla başlatılar bu kanlı süreci. Pirlerin Pirinin başını kestiren zalim Yezid’in izinden yürüyerek sonuç almak istediler. Fakat başaramadılar. Çünkü Pir Sultanları ne idam ederek ne de kanlı katliamlarla tüketip yok edemediler.” Ben Musayım sen Firavun / ikrarsız şeytan-ı lain / üçüncü ölmem bu hain /Pir Sultan ölür dirilir.” Diyen halkımız yarattığı yeni Pir Sultanlarla zalimlere karşi mücadele etmeye devam etti.

HİÇBİR ZALİM GÜÇ PİR SULTANLARI HALKIMIZIN YÜREĞİNDEN SÖKÜP
ATAMAZ! “


Kolladığım can değil, inanctır. Ben, zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık, zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım…” diyen ve bu sözlerinin er olan Pirlerin Piri Şah Hüseyin’in hangi zalim güç halkın yüreğinden söküp atabilir? Bunun mümkün olmadığını yaşayarak görüyoruz.
Aynı şey Denizler içinde geçerlidir. Çünkü onlarda halk için savaşıp inancları uğruna şehitlik serbetini yiğitce içtiler. Zalimlere karşı yürütülen mücadelenin yeni ve örnek önderleri oldular. Pirimiz Pir Sultan Abdal‘ın “Gelin canlar bir olalım / Münkire kılıç çalalım…” cağrısını karşılıksız bırakmadılar. Pirin bu çağrısına ses verdiler. Deniz olup, Hüseyin olup, Yusuf olup çağın zalimlerine karşı mücadele ettiler. İdam sehpasındaki Pir Sultanca duruşlarıyla yolumuza yoldaş oldular!
Halkımız yolumuza yoldaş olan bu devrimci canlarımızı kutsal bir sevgiyle bağrına basıp sahiplendi. Onur ve gurur duyarak çocuklarının adını Deniz , Hüseyin , Yusuf koydu. Faşizme karşı yürütlen mücadeleye aktif ve kitlesel olarak katıldı. Denizlerin mücadelesini kendi mücadelesi olarak gördü. Bunun bedeli vardı. Bunu biliyordu. Bedel ödedi ama Dinizleri sahiplemekten asla vazgeçmedi. Alevilikle bağdaşan bir dirençle faşizmin karşısına Deniz olup çıktı!

Mare Nostrum
“Bizim Deniz”
En uzen koşuysa elbet Türkiye’de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak
En hızlısıydı hepimizin
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk. AŞK olsun!


İnsanlığı en soylu damarı olan Denizler yolumuzu aydınlatmaya devam ediyorlar. Bu erdemli devrimcileri özgürlük mücadelemizde yaşatacağız!

YOLUMUZ PİR SULTANLARIN YOLUDUR!


GAH
GENÇ ALEVİLER HAREKETİ
GAH Editör
Site Admin
 
Mesajlar: 45
Kayıt: 12 Oca 2009, 08:54

DENİZ GEZMİŞ'İN SAVUNMASI

Mesajgönderen Aktarma » 06 May 2010, 19:09

DENİZ GEZMİŞ'İN SAVUNMASI

"Ben, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve Alpaslan Doğan beraberdik. İddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur.İddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. Yalnız, biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk Halkına armağan etmiş bulunuyoruz. Türk Halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz. Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik.

Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık. İddianamede geçen ve bana atfedilen hükümleri kabul etmiyorum. Ben silahımı halka, orduya karşı kullanmadım. Ancak Vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım ve 'halka ve orduya karşı kullanırım' şeklinde beyanda bulunmadım. Öteden beri arzetmiş olduğum gibi bu ülkede anayasayı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa'yı ihlal edenlerse
ortadadır. Anayasa'nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa'yı uygulamayan yavuz kimseler de hala ortadadır. Yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler. İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık
savaşına karşıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna karşı, reformlara karşıdır. Onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya çalışmışlardır. Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum
eden hepiniz dahil sizlersiniz. Ve sonunda idam isteğiyle buraya getirildik, Türkiye'nin
bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik ve
hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türkiye halkına armağan ettik, bunun aksini iddia edenler vatan hainidir. Biz stratejik olarak düşüncelerimizi hiçbir zaman saklamayız. Hangi şartlarda olursak olalım bunu açıkça söyleriz. Düşüncelerimizi mezara kadar götürürüz. Nasıl burada namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşuyorsak,düşüncelerimizi her zaman
açıkça ifade ederiz. Tarih evvelce bunu yapanları nasıl temize çıkarmışsa bizi de temize çıkaracaktır, buna da inanıyoruz.
Profesyonel devrimci bugünün Türkiye'sinde kendini hayatı boyunca Türkiye'nin bağımsızlığına adayan kimsedir. (İddianamede) 'Fikir özgürlüğünü ve
Anayasayı paravan yapanlar, önceleri Atatürkçü
geçinirken onun fikir ve şahsiyetiyle küçük görmeye başladılar' şeklinde ve 'sadece Mustafa Kemal tarafını beyan ediyorlardı' şeklinde bir cümle mevcuttur, bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum. Diğer yurtseverler de bunu kabul etmezler. Bu kasten tahrif edilmek isteniyor. Bu cümle artniyetle hazırlanmıştır. Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar
varsa onlar da bizleriz.

35 milyon metrekare vatan toprakları işgal
altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla
suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı. Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir. Anayasamızın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. Bu sebeple anayasal bir davranışta bulunduk.

Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum.
Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye'nin
bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyorum.
Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur
duyuyorum. Kurtuluş Savaşını da yerli yerine oturtmak gerekir.

Biz elli sene evvel Kurtuluş Savaşını vermiş bir ülkenin çocukları olarak Kurtuluş Savaşının gerçek tahlilini yapmaya her zaman muktediriz.

Biz yine çok iyi biliriz ki, Türkiye Kurtuluş Savaşını
yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul Örfi idaresince ve Mahkemelerince idam cezası verilmiştir.

Ve yine bilmekteyiz ki, Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşına iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki, Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul'da bulunanlar bunları
yapanlara 'eşkıya' demiştir. Türkiye'nin Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşında ne şekilde bağımlı hale geldiğini de belirtmek gerekmektedir. Ayrıca iddianamede Türkiye halkının bir takım etnik gruplardan teşekkül ettiği iddiaları ve bunu bizim yaptığımız, ortaya attığımız ithamları mevcut bulunmaktadır. Birinci Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin kararında ve Misakı Milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar. Türk ve Kürt kavimi yaşamaktadır. Birinci Büyük Millet Meclisi kararı böyledir. Türkiye'de iki kardeş kavimin ve ulusunun yaşadığını kabul etmektedir. Bunu kabul etmek
bölücülük değildir. Bu iki kardeş unsur birinci Kurtuluş Savaşını müştereken başarmışlardır. Güney Cephesinde düşmanla omuz omuza savaşmışlardır. Bu ikisine birden Türkiye halkı diyoruz. Ve bu iki kardeş
unsur ikinci bağımsızlık savaşını da müştereken başaracaklardır.

Öğrenci hareketlerine gelince iddianamede öğrenci hareketlerinin başlangıç tarihi 1968 olarak belirtilmektedir. Bu tarih yanlıştır. Türkiye'de öğrenci olayları 50-60 senedir eksik olmamıştır. Sultan Hamid'in tıbbiye talebelerini Sarayburnu'ndan
denize attığı tarihten itibaren öğrenci hareketleri Türkiye'de devam edegelmiştir. 1908'i hazırlayan hareketler ileriye dönük hareketlerdir. Vagonli'yi tahrip eden gençler ilerici gençlerdir. 2.Dünya Savaşı
sırasında 'faşizme hayır' diyen gençler ilerici gençlerdir. Ve 28 Nisan 1960 tarihinden özgürlük savaşı veren gençler ilerici gençlerdir."
Aktarma
 

Deniz Gezmiş'in Babasına yazdığı mektup

Mesajgönderen Aktarma » 06 May 2010, 19:12

DENİZ GEZMİŞ'İN Babasına yazdığı mektup


Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı diliyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de tereddüte düşmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olacağını biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı, ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil halkımızın da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım.

Oğlun Deniz GEZMİŞ
Aktarma
 


Dön GAH Forum

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron