____________________________________________________________________________________________________DERSİMLİLER
ZALİMLERİN AĞZIYLA KONUŞMAZLAR!
Genç Alevi Hareketi’nin internet sitesi, alevilerin gürüşlerini özgürce tartıştıkları bir kürsüdür. Son dönemlerde sitemize direk ya da aktarmalı olarak gönderilen bazı yazılarda, bu anlayışımızın suistimal edildiğini veya edilmek istendiğini üzülerek görüyoruz. Siteden sorumlu olan arkadaşımızın kendi insiyatifini kullanarak foruma koyduğu bir yazıda, bu suistimalcı yaklaşım kendisini her yönüyle ortaya koyuyor.
İnternet sitemize aktarma yoluyla gönderilen bu yazıyı forumdan kaldırmak zorunda kaldık.Yazıdan yapacacağımız alıntıları okuyan canlarımızın bu tutumumuzu destekleyeceklerini düşünüyoruz. Çünkü söz konusu yazıda değerlerimize saldırı var.Yazar gerçekleri çarpıttığı gibi, zalimlerin ağzıyla konuşumaktan da geri durmuyor. Alevi örgütlerine iftiralar atıyor. Dersim katliamına bakışta, AKP’nin Alevi Örgütlerinden daha ilerici bir konumda olduğunu söylüyor. Hızını alamıyan yazar, Alevi Örgütlerini iki yüzlü olmakla suçluyor. Dersim Derneklerine yönelik yanlış ve yalan şeyler yazıyor. Devrimcilerin terörist olduğunu söylüyebilecek kadar dengesizleşiyor.
Genç Aleviler Hareketi, herkesin “eleştiri “ ve “düşünce özgürlüğü“ hakkına sonuna kadar saygılı olan bir harekettir. Sitemize gönderilen imzalı yazıların bir çoğunun içeriğine katılmamamıza rağmen, bu yazıları forumumuz da yayınlayarak, canlarımızın düşüncelerini özgürce ifade etmelerine ve tartıştırmalarına katkıda bulunuyoruz. Yani bu konuda GAH’ın her hangi bir sıkıntısı yoktur. Bu vesileyle yeri gelmişken internet sitemizle ilgili birkaç şeyi daha açıklamak istiyoruz.
1) Sitemiz de yayınlanan imzalı yazıların içeriğinden Hareketimiz değil, yazarları sorumludur. Bu yazılarda ortaya konulan görüş ve düşünceler, hiçbir şekilde hareketimizi bağlamaz! Bunun açık ve net bir şekilde bilinmesini istiyoruz.
2) Alevi Özgürlük Güçleri’ni örgütsel yapıları için de tartışıp çözmeleri gereken “örgüt iç sorunlarını“ sanal ortamlarda tartışılmasını doğru bulmuyoruz. Bundan dolayı, bu içerikteki yazıları sitemizde yayınlamayacağız.
3) “Eleştiri“ ve “ düşünce özgürlüğu“ adı altında, Alevi Örgütlerine ve dostlarımza yönelik yazılan karalama ve saldırı içerikli yazılara sitemizin sayfalarını kapalı tutacağız. Çünkü bu tür yazıları yazanların dertleri başka. Bunların dertleri yanlışları dostca eleştirmek değildir. Böylesi bir dertleri olsa zalimlerin ağzıyla konuşmazlar.Sitemizden kaldırmak zorunda kaldığımız yazı bunu en açık seçik örneğidir. Söz konusu yazıdan yapacağımız alıntıları okuyanlar, bu yazının Dersimli bir insan tarafından yazıldığına gerçekten de cok zor inanırlar.
“Alevi Örgütleri ve Dersim Alevi Zaza Meselesi“ başlığı ile yayınlanan yazıdan söz ediyoruz. Hakkı Çimen’in kaleme aldığı bu yazının içeriği, her şeyden önce ve en başta Dersim halkını değerleriyle bağdaşmıyor. Bağdaşmadığını göstermek için yazarın söylediklerini aktaralım.
“ Dersim Alevi Zaza meselesinde, Alevi örgütlenmesi, “ iki yüzlülüğün“ diğer adı olmaktan öteye gidemedi… Alevi örgütleri son 72 yıl boyunca, askerin isteği yönünde Alevi Zazaları inkar etti… Alevi, Kürt ve solcu örgütler, Alevi Zaza Halkın ölülerini ve soykırımı acısını sömürüyorlar. Hem ayıp ve hemde günahtır. “
Hakkı Çimen Bile Bile Yalan Söylüyor, Gerçekleri Çarpıtıyor!
Alevilerin T.C devleti tarafından inkar edilip yok sayıldığını, asimilasyon ve katliamlarla tarihten silinmek istendiğini, alevi kimliği ve inancının yasaklandığını, başta dergahlarımız olmak üzere tüm inanç kurumlarımızın kapısına kilit vurulduğunu dünya alem biliyor. Bütün dünyanın bildiği bu gerçeği, Hakkı Çimen’in bilmemesi mümkün değil.Bu gerçek ortada dururken, Hakkı Çimen hiç utanıp sıkılmadan, 72 yıldır Alevi Örgütlerinin var olduğunu söylüyor. Bu olmayan örgütlerin 72 yıl boyunca, askerin isteği doğrultusunda zazaları inkar ettiğini idda ediyor. Alevi Özgürlük Güçleri’ni iki yüzlü olmakla suçluyor. Bunlarlada kalmıyor. Alevi Örgütlerini, Dersim can kırımının ölülerini ve acılarını sömürdüklerini söyleyebilecek kadar pervarsızlaşıyor. Hakkı Çimen, bu yalklaşımı ve söylemiyle, Alevi Hareketine duyduğu kini kusuyor! Ardarda sıraladığı yalan ve iftiraların altınad yatan gerçek budur!
Bu Yalanlar Ve İftiralar, Düşkünleşmiş Bir Kişiliğin Dişavurumudur.
Hakkı Çimen, Alevi Örgütlerinin 72 yıldır, askerin istediği doğrultuda zazaları inkar ettiğini somut belgelerle ispatlamak zorundadır. Çünkü Alevi Örgütlerinin 72 yıllık değil; 25-30 yıllık bir tarihi var. Bilindiği gibi aleviler 1980’lerin ortasında örgütlenmeye başladılar. Devlet, bu örgütlü alevi uyanışına Sivas katliamıyla cevap verdi. Pir Sultan Abdal’ı anmaya giden canlarımız, askerin gözetimi altında diri diri yakıldılar. Cem Vakfı gibi, Hızır Paşa örgütlenmelerinin önünü açan devlet, Alevi Özgürlük Güçleri’nin örgütlülüğünü geriletip dağıtabilmek için, çeşitli şekillerde saldırlarını sürdürmeye devem etti. Alevi Örgütlenmesi, devletin saldırı ve katliamlarına göğüs gere gere bu günlere gelebildi. Bu hakikata rağmen, Alevi Örgütlerini, askerin istediği yönde zazaları inkar etmekle suçlamak hayasızlıktır, düşkünlüktür, alçaklıktır!
Alevi Özgürlük Güçleri’nin Kimseni Etnik Kimliğiyle Bir Sorunları Yoktur
Yazar bu tür iftiralardan kaçınarak, Alevi Örgütlerinin “ Zaza meselesi“ni gündemlerine almadıklarını söylemekle yetinse, buna bir ihtirazımız olmaz. Olmaz çünkü, Alevi Hareketi’nin temel sorunu “milliyetler sorunu“ değildir. Zazalar Kürt mü, yoksa ayrı bir millet mi?..Bu türden tartışmalar, Alevi Örgütlerini aşan tartışmalardır.
Eğer Dersim halkı bir bütün olarak kendisini; Zaza olarak görüyorsa veya görmek istiyorsa, biz buna saygı duyarız. Fakat bilindiği gibi, Dersim halkı içinde kendisini Kürt olarak görenlerde var.Bu dil konusunda da böyledir. Canlarımızın bir kesimi Zazaca, bir kesimi ise Kürtce konuşuyor.Yol kardeşlerimiz kendilerini nasıl görüyorlarsa biz onları öyle kabul ederiz..Bu yaklaşımımızdan dolayı, Alevi Hareketi’nin “Zaza Halkı’nın kimliğini inkar ettiğini “ söylemek, sahtekarlığın danıskasıdır!
Alevi Hareketi’nin bu tartışmalı meselede kesin bir görüş bildirmesi hiçbir açıdan doğru olmaz. Bu sorun Alevi Hareketi’nin değil, “ ulusculuk temelinde örgütlenen güclerin ve çevrelerin“ çözmeleri gereken bir surundur. Çünkü Alevi Hareketi, alevilik ve kamil toplum temelde örgütlenen bir harekettir. Bu bağlamda, alevi yolu’na talip olan canlarımızın etnik kökenleri bizim için hiçbir önem taşımıyor.Yol eri olan her canınmızın inançsal kimliğinin adı alevi; yürüyeceği yol alevilik yoludur!
Bu günümüz Alevi Hareketi tarafından ortaya konulan bir gürüş ve düşünce değildir. Aleviliğin temel ve vazgeçilmesi asla mümkün olmayan bir yol kuralıdır. Her alevi, bu yol kuralına bağlı kalacağını verdiği ikrarla dile getirmiştir..
Ne alevilerin, ne de Alevi Özgürlük Güçleri’nin bugüne kadar kimsenin ulusal kimliği ve diliyle bir sorunları olmamıştır, olamaz! Çünkü alevilik, 73 milletin varlığın, birliğini ve kardeşliğini savunan bir yol ve inanctır. Böylesi bir yol; inanç adına ortaya çıkan ve bu temelde örgütlenen Alevi Hareket, halkları inkar edip yok sayanları veya değişik biçimlerde asimle edenleri zalim olarak görüyor!.Biz tarihimizin hiçbir döneminde zalimin yanında yer almadık. Hep mazlumun yanında olduk! Tarihin aynasına şaşı gözlerle bakmayanlar, bu yalın gerçeği hemen görürler.
Alevi Örgütlenmesi; Türk, Kürt, Zaza Temelli Bir Örgütlenme Değildir
Aleviliğe ve Alevi örgütlemesine Türklük, Kürtlük, Zazacılık v.b temelde yaklaşmak veya bu yaklaşımları dayatmak, ikrarına sadık kalan alevilerin işi olamaz! Alevilik, milletlerin varlığını kabul eden ama ulusalcığı aşan; yani evrensel boyutta insanı merkezine kuyan bir yol ve inanctır! Kişi alevi yoluna ikrar verip, birey olarak girer. Yol’a talip olan canınların, hangi etnik kımliğe mensup olduklarına bakılmaz ve kimseye bu tür bir soru sorulmaz. Etnik kimliği ne olursa olsun, yolumuza yoldaş olan her can bizim yol kardeşimizdir. Alevi toplumu; yol kardeşlerinin birliğinin adıdır. Bu kardeşlik toplumu yol’a verilen ikrarla kurulmuştur. Aleviler; mürşit, pir, talip, müsayip v.b bağlarla birbirlerine kopmaz bir şekilde bağlanmıştır.
Hiç şüpesiz ki, Alevi Örgütleri, aleviliğin bu temel felsefesini esas alarak örgütleniyorlar. Canlarımız, bu örgütlenmelerin çatısı altında alevi oldukları için birleşiyorlar. Örgütlerimizin temel harcı ve birlik çimentosu aleviliktir! İşte bundan dolayı ve kaçınılmaz olarak, Alevi Örgütleri, her türlü milliyetçi bakış acısından uzak duruyorlar. Artık bu gerçeği görün ve kabul edin! Alevi toplumunun örgütsel birliğine saldırmak, hiç kimseye hiçbir şey kazandırmaz. Bu tür saldırılar, zalimlerin işine yarar ve onlar tarafından taktirle karşılanır.
Dersim Kızılbaş Aleviliğin Şah Damarıdır
Alevi Örgütlerinin Dersim’de alevilik temelinde örgütlenmeleri, çok doğal olan birşey değil mi?. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz? Biz aleviliğin gereklerini yerine getiriyoruz. Dersimli aleviler, bizim yol kardeşlerimizdirler.Biz birbirimize ikrarla bağlanmışız. Dersim Kızılbaş Aleviliğin önemli bir merkezidir! Alevi ocakları ve evliyalar diyarıdır! Dersim her şeyden önce kızılbaştır!1938’de oluk oluk akıtılan kan, kızılbaşların kandır. Bizim kanımızdır! Pirlerimiz katledilip, ocaklarımız ve ziyaretlerimiz bombalanmış, yakılmış, yıkılmıştır!
Bu hakikatları söylediğimizde, Zaza kimliğini inkar ettmiş mi oluyoruz? Hayır! Katliamın alevilerle ilgili boyutuna vurgu yapmak, Zaza veya Kürt kimliğini inkar etmek değildir. Katliamın bu kimliklerle ilgili boyutuda vardır. Seyyit Rıza bunu idam sehpasına çıkarken yaptığı konuşmasında açıkca dile getirmiştir. Biz O yüce önderin söylediklerini asla yok sayıp inkar etmeyiz.
Biraz gerçekci olalım!. Örgütlü alevi uyanışı başlamadan önce, Dersim’de aleviliğin nasıl bitirilmek istendiğini ve bunun başarılması için nelerin yapıldığın hepimiz biliyoruz. Pirlerimiz taliplerine gidemez olmuştu… “Feodalizmin değer yargılarını temsilcisi, taşıyıcısı“ olarak görülüp, “gerici“ olmakla suçlanıyordular! Ziyaretlerimize yönelik yapılan kepezliklerde biliniyor. Bu uğraşlar bitmiş değil. Değişik biçimlerde bugünde sürüyor. Alevi Örgütlerinin “ askerci , devletci, işbirlikci, kemalist ve türkcü“ olarak görülmesi, bunun ürünüdür. Bugün Dersim’de örgütlü alevi uyanışının önü bu yalan ve iftiralarla kesilmek isteniyor!
Dersim’de Alevi örgütlenmesinin gelişip güçlenmesinden isteyen istediği şekilde rahatsız olabilir. Biz “ Yol cümleden uludur“ inanışı temelinde, Baba Düzgün’lerin yolundan yürümeye devamedeceğiz! Bu yüryüşümüzü sürdürürken, kimse bize ne zazacılığı ve ne de başka bir şeyi dayatamaz! Dayatmalarını kabul etmediğimiz zaman yalan ve iftiralarla saldıramaz! Herkes haddini ve yerini bilmek zorundadır! Alevi Hareketi, bağımsız bir örgütlemedir! Kendi gündemini, sorunlara yaklaşımını kendisi belirler. Kimseden icazet almaya ihtiyacı yoktur. Tabi ki, Alevi Hareketi, Dersim halkını yaşadığı tüm sorunlara, Alevi felsefesi ve inancı penceresinden bakacak. Yol kardeşlerimizin yaşadıkları tüm sorunları kendi sorunu olarak görecek. Bu sorunların çözüme kavuşabilmesi için verilen mücadeleye kardeşce katılacak. Bu sizi niye rahatsız ediyor?
Alevi Özgürlük Güçleri’nin 38 katliamını dünyanın gündemine taşımak için gösterdikleri çabayı; “ Alevi örgütleri, 1938 Alevi Zaza Soykırmını, “alevicilik“ için kullanıyorlar“ diye açıklamak ahlaksızlıktır! Ahlaksızca yapılan bu çarpıtma ve saldırların altında; Dersim’in yeniden ve güçlü bir temelde özüyle bütünleşmesinden doğan korku vardır. Hakkı Çimen, bu korkunun yarattığı baş dönmesiyle, Alevi Hareketi’ne hayasızca iftiralar atıyor. Onun gibi düşünmediğmizden dolayı bu çamurlu yazıları yazıyor.
Çünkü, Hakkı Çimen’in gözü “zazacılıktan“ başka bir seyi görmez olmuş. O’nu AKP’nin ağzıyla konuşturan bu körlüktür. Hakkı Çimen kınalı keklikler gibi ötüp dursun… Dersim’in özüyle bütünleşmesi, Alevi hareketi açısından önemli bir gelişmedir! Alevi Hareketi ile Dersim Dernekleri arasında kurulan kardeşlik köprüsü, bu gelişmenin önünü daha da açacaktır.
Evlad-ı Kerbalayık, Be Hatayız. Ayıptır… Zulümdür… Günahtır!
Seyyit Rıza darağacında “ Biz evlad-ı Kerbalayız, katledilmemizin nedeni budur“ derken bir gerçeği dile getirmiş ve bunu tarihe not düşmüştür! Alevi Özgürlük Güçleri, bu vahşi katliamın bu yönüne vurgu yapıyorlar. Katliamın bu yönünü gündeme getirmenin, Dersimlilerin etnik kimliğini inkar etmek olduğun ancak millliyetçi bir kafa yapısı söyleyebilir. Bu kafa yapısına göre, Alevi Örgütleri, Dersim’de yaşanan vahşete “ Alevi Katliamı“ veya “ Dersim Katliamı “ dedikleri için “ gerici“ oluyorlar. Yıllardır iktidarda olan ve Dersim halkı üzerine bombalar yağdırmaya devam eden AKP ve yandaşı gazete yazarları ise, zazalıktan söz ettikleri için bir çırpıda hemen “ ilerici“ oluyorlar. Milliyetçilik insan işte böyle halkını katledenlere övgüler dizdirir. Adım adım onların yanına götürür!
AKP’nin Sivas can kırımına nasıl baktığından ve bu can kırımını gerçekleştiren katillerin gönüldaşı olduğundan hiç söz etmiyor yazar. AKP, Maraş katliamının baş sorumlularını düzenlediği “ Alevi Çalıştayı “ toplantılarına getiren bir anlayışın temsilcisidir. Madımak Otelini yıkıp“utanç müzesi“ değil, park yapmak istiyen bir partidir. Osmanlı zalimlerini yaptığı Alevi katliamların savunanda AKP’dir. Zalim Yavuzların, Kuyucu Murat Paşaların yaptığı katliamları savunan bir partiyi; zazalıktan söz ettiği için “ ilerci“ ilan etmek kör milliyetciliktir! “Alevi Zaza Halkın“ savunculuğuna soyunan bu yazar, Alevi düşmanlarını “dost“ görebilecek kadar yolunu şaşırmış bir halde konuşuyor! Bakın neler saçmalıyor.
“ TBMM’inde Onur Öymen’in 1938 Dersim Soykırımını haklı göstermeye çalışan sözleri üzerine başlatılan tartışmada, Sunni kesimden bazı yazar ve gazeteciler, Dersim’de zulüm gören halkın adının anılması yönünde cesaret verici yazılar yazdılar. Hazırdaki TC Başbakanı Erdoğan, devletin 1938’de Dersim’de “ katliam “ yaptığını açıkladı.”
“ Buna karşın Alevi örgütleri, Dersim Alevi Zaza soykırımını, Zaza Halkı adına yargılayacaklarına, yazıp söyledikleriyle 1938’ de soykırımı gören halkın etkin kimliğini yine inkar ettiler. Türkiye’nin bu büyük meselesini, “ Dersim katliami“, “ Alevi katliamı” gibi tanımlamalar yaparak yine boğuyorlar...’
“ AKP ve çevresi, bu andaki Dersim 1938 Soykırımına dair tutumuyla ( AKP politik çıkarlar için olsada), Alevi ve Kürt örgütlerden çok daha “ ilerici“ bir konumdadır. Alevi örgütleri, 1938 Alevi Zaza Soykırımını, “ alevicilik“ için , Kürt örgütleri de “ kürtcülük“ için kullandıklarından hem samimi değiller ve hem de gerici bir konuma düşüyorlar.”
Hakkı Çimen, bu düşünce ve söylemiyle kimin veya kimlerin hızmet eri olduğunu kendisi ortaya koyuyor.
Hakkı Çimen Zalimlerin Ağzıyla Konuşuyor
Bakın Hakkı Çimen neler saçmalıyor: “... 1970 yılından sonra devletin gizli örgütleri, Tunceli kırsalına kendi denetiminde silahlı terörist örgütleri yerleştirdi. Gece terörist ( solcu ve kürtcü) örgütlerin, gündüz askerin baskı ve zlümüne dayanamıyan yerli halk her şeyini birakarak dersimi terk etti...“
“ Alevi, Kürt ve solcu örgütler, Alevi Zaza halkın ölülerini ve soykırımının acısını sümürüyorlar...”
“ Ne yazıki, Tunceli Dernekleri ya da Dersim Dernekleri gibi Zaza etkin kimliğini saklayan örgütlenmeler, hep Alevi, Kürt ve solcu örgütlerin icraatına göre hareket ediyorlar...”
Hakkı Çimen’in bu yazdıklarıyla yalınızca zalimlerin ağzıyla konuşmakla kalmıyor, bunun yanı sıra gerçekleri de çarpıtıyor. Zalimler defalarca Dersim halkını katletiler. Osmanlı döneminden 38 Dersim katliamına dek, resmi kayıtlara göre 138 kez sefer olmuş. 1937-1938’ de gerçeklestirlen kırım bu katliamların en sonuncusudur.
Peki, bu katliamlar yapıldığında ve Dersim defalarca Kerbela’ya çevrildiğinde devrimciler mi vardı ? Dersim direnişinin önderleri devrimcilerden dolayı mı idam edildi? On binlerce canımızın, ana kucağındaki bebelerimizin katledilmesini, sürgünlerin nedenide mi devrimciler? Binlerce genç kızımızın, gelinimizin namuslarının kirletilmesine izin vermemek için, kendilerini kayalıklardan Munzurun duru sularına bıarkmalarının nedenide mi devrimciler?
Bu zalimlikler yapıldığında devrimcilik denen bir şey yoktu. Dersim halkı zalimlere boyun eğmediği ve zalime karşı direndiği için katledildi. Bundan dolayı, Dersimli Kızılbaş Alevilerin adı eşkiyaya, şakiya, bozguncuya çıkarıldı.
Ali Şer’ler, Seyit Rıza’lar, Zarife’ler, Bese’ler elde silah zalimlere karşı dövüşmediler mi? On binlerce canımız bu önderlerin peşinden yürümedi mi? Hakkı Cimen’ e göre bunlarda terörist olmalı. Bu bakış açısından başka bir şey çıkmaz çünkü.
1970’ lerde Dersim dağlarına İbrahim Kaypakkaya ve yoldaşları çıktı. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve yoldaşlarıda ülkenin başka dağlarında ve bölgelerinde zalimlere karşı mücadele ettiler. Hangi Dersimli halk için mücadele eden bu devrimcilere ve ardınan gelenlere terörist diyor? Var mı böyle bir şey? Yok! Yok çünkü, Dersimliler zalimlerin ağzından konuşmayı, düşkünlük olarak görüyorlar! Kızılbaş Alevi yoluna verdikeri ikrara sadık kaldıklar için mazlumun yanında, zalimin karşısında duruyorlar. Yanı alevice düşünüyor, alevice davranıyorlar!
Hakkı Çimen Gibi Düşükünler Dersimlileri Temsil Edemezler !
Devrimcilerin Dersim’de veya başka bir yerde veya genel olarak yaptıkları hataları dostca eleştirmek tabi ki hepimizin hakkı. Ama hiçbir Alevi devrimcileri terörist olarak görmez. Bu tür gürüş ve düşünceleri, ancak İzzettin Doğan gibi yol düşkünleri dile getirirler. Yada AKP’ nin Kütahya Milletvekili Hüseyin Tüğcu gibi yolundan dönen kınalı keklikler bu edayla ötüp dururla.
Hakkı Çimen! Dersim halkı senin gibi yolundan dönenlere kendi adına konuşma hakkını vermez! Sen yüzüne taktığın şu“ zazacılk maskesini” bir an önce çıkart ve hemen AKP’ye katıl! Hızır Paşa’nı yolundan açıktan yürü!
Hakkı Çimen Dersimli Alevilerin Yollarından Döneceklerini Buyuruyor!
Hakkı efendi soruyor: “Alevi örgütleri, Dersim 1938 Soykırımına uğrayan halkın “ Zaza“ etnik kimliğini inkar etmeye devam ederlerse ne olur?“ Ne olacağını yönünü ve yolunu şaşırmış fetvacıdan dinleyelim.
“... AKP “ Dersim Katliamı“ derken, Dersim Zaza Halkının 72 yıllık yarasını deşti. Bu deşme, önümüzdeki dönemlerde Dersim’de seçim sandığından AKP’nin yalnız başına çıkmasını sağlayabilir. AKP, Dersim’de seçimlerden muzaffer çıktıktan sonra terör uygulamadan Dersim Alevi Zaza Halkını camiye çekerek sunnileştirebilecektir. Alevi örgütleri, “ Zaza kimliğ “ inkar ederek böyle olmasını mı istiyorlar. Yalnız “Zaza Kimliği “ türkleşmeni, kürtleşmenin ve sunnileşmenin önüne geçebilir... “
Dersimlilerin alevi olmaların temel nedeni zaza kimliği ve kültürü değildir! Dersimliler, Alevi felsefesini ve inancını doğru bulduklarından dolayı alevi yolunun talibi olmuşladır. Zaza kimliğine ve kültürüne değil, alevi yoluna ikrar vermişlerdir. Pir huzurunda dara duruduklarında onlara zazalık değil, alevilik anlatılmıştır. Yola talip olabilmeleri için, Dört Kapı Kırk Makam’dan geçmeleri gerektiği söylenmiştir. Mürşidine, pirine ve yoluna ölümüne bağlı olacaklarına dair söz alınmıştır. Söz, ikrardır! İkrar, talibi yola bağlayan çelikten bir bağdır. Pir huzurunda, erenler meydanında kurulan Dar-ı Mansur’da verilir. İkrarından dönen yezit olur! Bunlar yalınızca Dersimli aleviler için değil, tüm aleviler için geçerli olan yol kurallarıdır.
Aleviliğin bu yol kurallarını bilmeyen fetvacı Hakkı, Dersimlilerin “ zazalık uğruna “ ikrarlarından vazgeçebileceklerini ve AKP’ li olacaklarını söylüyor.Yani demek istiyor ki, Dersimliler toptan düşkünleşecekler. Bu Dersim halkına atılan aşağılık bir iftira olduğu gibi, çok alçakça yapılan bir hakarettir de... Fetvacı Hakkı istediği kadar kınalı keklik edasıyla ötüp dursun. Dersimli Kızılbaş Aleviler, Pir Sultanların yolundan yürümeye devem ediyorlar, edecekler!
GAH
GENÇ ALEVİLER HAREKETİ
