Makale yazarı: Hidir Yergezen Tarih, gün ve saat : 30. Mart 2006 17:34:
Ilim ilim bilmektir ilim kendin bilmekdir
Sen kendüni bilmezsin ya nice okumakdur (Yunus Emre)
Alevi inancinin anlasilir olmasini saglayan kaynaklardan en önemlileri yedi ulularin ve ozanlarinin dizelerindeki söylemleridir.
Bu inancin dilden dile yayilmasini saglayan yedi ulularin ve ozanlarin dizelerini arastirirken onlarin hangi cagda yasadiklari ve neleri söyledikleri her ne kadar cok önemli ise de yeterli bir analiz yapabilmek icin onlarin alevi inancindaki dört kapi kirk makam asamasinin hangi kapisinda iken hangi dizeleri söyledikleri göz önünde bulundurulmasi zorunlu bir arastirma olarak alevilerin önünde durmaktadir.
Ozan yazdigi veya söyledigi eseri hangi kapi asamasinda iken yazmistir ? Bu bilinmelidir.
Aleviler aleviliklerinin ne olup olmadigini dördüncü kapidan sonra yani sirri hakikat kapisindan sonra tam olarak ögrendikleri göz önünde tutulursa, ilk kapilardaki söylemler olgunlasma dönemidir. Bu durum da ozanlarin ikinci kapidaki yazip söyledikleri ile ücüncü, dördüncü kapidan sonra söyledikleri her ne kadar birbirini tamamliyor olsada bazi önemli söylemlerin farklilastiklari görülmektedir.
Bu durum ciddi bir sekilde arastirilmalidir. Bir kitabin icerisine ozan’nin bütün siirlerini gelisi güzel doldurmak alevi inancini tarihi yanilgilarla basbasa birakmaktir..
Bir ozanin 25 yasindaki yazdiklari ile 40 yasindaki yazdiklari bir degildir. Yola basladigi tarihle yolun sonundaki durumu arasinda kalan mesafedeki yazilip söylenenler celiskilidir. Baslangicda ve olgunlasma döneminde söylenenler alevi ögretirisinin ve sirlarinin tümünü icermemektedir. Ozan yolda ilerledikce calip söyledikleride zenginleserek tasavvuf icerikli bir sakli izahla karsimiza cikmaktadir. Bazilarinda ise sakli bir izaha bile gerek kalmadan direk ayan acik söylenmektedir. Örnegin ( Kaygusuz Abdal, Sen benzersin pi… tanri , Kazak abdal, Essegi saldim cayira vb.gibi yüzlercesi)
Bu gercek alevilerin yedi ulularinda oldugu gibi diger alevi ozanlarinda da gözükmektedir.
Ayni zamanda da dogal olarak mantiklidir.
Bir evin oturma odasinda yeni emeklemeye baslayan bir bebekten stadyumda 100 metrelik kosu yarisini beklemek nasil mantiksiz ise buda ozanin alevi felsefesini henüz bütün asamalari ile ögrenememis olmasiyla orantili düsünülmelidir.
Olgunlasacak, pisecek, kamillesecek ve bir bir pir’inden mürsit’inden yeni sirlar ögrenecek. Ama bu arada da ögrendiklerini calip söyleyecek. On bes yasinda da saz calip söyleyecek Veysel gibi yetmisinde de saz calip, söyleyecek.. Ilk yazilip cizilenlerle son yazilip cizilenler birbirlerinden ayristirilmadigi sürece karisiklik devam edip gidecektir.
Bu mümkün olabilirse bunu herhangi bir yigit arastimaci basarabilirse bütün mesele anlasilacak..Bunu yapabilecek olan arastirmaci yazar alevi inancina büyük katki saglamis olacaktir.
Aleviligi anlayamayan yada anlasilmasini zorlastirmak icin caba sarfedenler. Kendilerini hakli gösterebilmek icin cimbizla sectikleri eserlerden örnekler vermektedirler.Oysaki o eserler yolun basinda iken yazilip cizilen veya sözlü olarak söylenen eserlerdir.
Zorunlu olarak bir baska inanc icerisinde varligini devam ettirebilmek icin kullanilan ezoterik örgütlenmeden kaynaklanmaktadir.Aleviler önümüzdeki yillarda bu sorunu asmayi basarabilirse alevi inanci daha da netlesecektir.
Bu tesbitlere yüzlerce siirleri defalarca okuyarak ulastigimi belirtmek istiyorum. Kendi kendimle celisir durumlara düstügümde oldu. Son okudugum Ünsal öztürk’ün “Damlanin icerisindeki gercek” isimli kitap da kafamdaki sorularin cogunun cevabini buldum.
Sonucta, dört kapi kirk makamla bir ozanin yol aldigi gözlerden uzak tutulmamalidir.Hangi asamada iken hangi siir yazilmistir. Bu cok iyi bilinmelidir.
Cünkü; ezoterik örgütlenme baska bir dinin kisvesi altinda gizlenerek gelismektedir. Iste bu yüzden Alevilik icerisinde bir cok inanc ögelerini bulabilmek mümkündür. Talip birinci kapida her bilgiye ulasamamaktadir. Birinci kapi herkeze acik olan bilgilerdir. Ilerleyen kapilarda talibin algilama ve kabiliyeti ile orantili olarak hizli yada yavas gelistirilebilmesi baz alinmistir. Zeka ve birikim seviyesi ile baglantili bir denge söz konusudur.
Bu tür gizli ve acik olan izahlar Pir sultan’da Yunus Emre’de ve digerlerinde de gözükmektedir.
Adi güzel kendi güzel Muhammet , diyen Yunus bir baska zaman asamasinda
Kalmadi kalkti benden dini diyanet diye söylemistir.
Veya,
Dervis adin edindim / Dervis donun donandim
Yola baktim utandim / Her isim yanlis benim diyebilmistir.
Yunus hakikat sirlarina ermis olan bir alevi ozanidir. Sayisiz eserler vermistir. Bu eserlerin siralanmasi zorunludur. Asagida yunus’un sirri hakikat’a ulastiktan sonraki bakis acisini cok güzel izah eden bir´siirini izah etmeye calisacagim.
Yunus Emre’nin (Yaradilis’daki Tanri yorumunu elestiren bir siiri )
Ol Kadir-i „kün feyekun“ / Lutfedici Rahman benem
Kesmedin rizkini veren / Cümlelere sultan benem
Nutfeden adem yaratan / Yumurtadan kus düreten
Kudret dilini söyleten / Zikr eyleyen Sübhan benem
Kimisini zahid kilan / Kimisine fisk isleden
Ayiplarini örtücü / Ol delil ü burhan benem
Bir kuluna atlar virüp / Avrat u mal ciftler virüp
Hem yok birinin bir pulu / Ol Rahim ü Rahman benem
Benim ebed benem beka / Ol Kadir-i Hay mutlaka
Hizir ola yarin sakka / Ani kilan Gufran benem
Dört dürlü nesneden hasil / Bilün iste benem delil
Odila su toprag u yil / Bünyad kilan Yezdan benem
Ete deri sünük catan / Ten perdelerini dutan
Kudret isüm cokdur benüm / Hem zahiri ayan benem
Hem batinem hem zahirem / Hem evvelem hem ahirem
Hem ben olam hemol benem / Hem ol kerim u han benem
Yoktur arada terceman / Andagi is bana ayan
Oldur ban viren lisan / Ol denize umman benem
Bu yiri gögü yaradan / Bu ars ü kürsi durduran
Binbir adi vardir Yunus / Ol sahib-i Kur’an benem
Insanligin yaradilisinda tanri emri olan Arapca “Kün“ kelimesi ,
Yunus emre siir’inin ilk dörtlügünde tek tanrili tanri anlayisindaki yaratici güc olan tanrinin „ol dedi“ ve oldu anlayisini irdelemektedir. Bu görüse bu inanca karsi cikmaktadir.
Ol Kadir-i „kün feyekun“
Lutfedici Rahman benem
Kesmedin rizkini veren
Cümlelere sultan benem
Yunus bu siirinde tanrinin bütün sifatlarinin insanda oldugunu belirtirken , var olan tanrisal etkin gücün sahibinin insan oldugunu kendisinin de etden deriden oldugunu söylerken, ayni zamanda da etden kemikten deriden yaratilanlarin yaraticisininda yine insan olabileceginin görünen gercegi oldugunu belirtmektedir. „Hem ben olam hem ol benem” (KÜN) , Ol diyen emri veren ahir de de zahir de de, hem olan hem olduranin yine insan oldugunu bunun dogumlarla insan dan insana devroldugunu icrek (Batini) bir izahla anlatmaktadir. Eti deriyi birbirine birlestiren,
Ete deri sünük catan
Ten perdelerini dutan
Kudret isüm cokdur benüm
Hem zahiri ayan benem
Hem batinem hem zahirem
Hem evvelem hem ahirem
Hem ben olam hemol benem
Hem ol kerim u han benem
Araya tercüman kabul etmeyen yunus tanri kavrami ile anlatilan etkin gücün bütün islevlerinin kendisinde mevcut oldugunu, kimsenin ona, herhangi bir sekilde tarif etmesinin gereksiz oldugunu belirtirken, bir peygambere ihtiyac duyulmadigini üstü kapakli anlatmaktadir. dil, lisan, bir deniz ise, kendisinin bir umman oldugunu su dizelerle izah etmektedir.
Yoktur arada terceman
Andagi is bana ayan
Oldur bana viren lisan
Ol denize umman benem
Son dörtlük de tanrinin bin bir adi vardir. Bir adida yunus demektedir. (Rahman, Sultan, Süp han,Burhan, Gufran, Yezdan, Ahir olan zahir olan bütün bu kelimeler tanrinin isimleridir.) Kur ‘an nin sahibinin kendisi oldugunu bildirmektedir. Bunu herkez istedigi gibi yorumlayabilir. Sakli izahla buradaki kur’an Arsi kürsü ayakda durduran olarakta anlasilmaktadir Kutsal kitap olarak da anlasilmaktadir.Yoruma aciktir.
Bu yiri gögü yaradan
Bu ars ü kürsi durduran
Binbir adi vardir Yunus
Ol sahib-i Kur’an benem
Sirri hakikat kapisina ulasan ulu ozanlarin söylemleri degismektedir. Önceki söyledikleri ile bir degildir. « Ilim ilim derler idi simdi bildim ilim nedir. » diyen yunus bu sözlerini hakikat kapisina ulastiktan sonra söylemistir.
Önümüzdeki sürec ; alevilerin ilim ve bilim le tanisip dogrulari tartisabildikleri hurafelik’ten arindirilmis bir dönemin baslangici olabilmesi dilegiyle.
Hidir Yergezen
30.03.2006
Kaynaklar : Damlanin icindeki gercek Ünsal Öztürk
Yunus Emre Divani Faruk Timurtas
