Makale yazarı: Hidir Yergezen Tarih, gün ve saat : 04. Mayis 2006 00:30:
Türkiye Laik bir ülke ise diger inanclarada ödenek yapamaz.
Diyanet isleri baskanligina göre semavi dinlerin disindaki ibadet yerlerine ödenek yapilamaz. Cami, Kilise,Havra inanc merkezleri kabul edilirken , cem evleri inanc merkezi olamaz.
Alevilik bir mistik inanctir.
Devlet’in din islerinden sorumlu bakanligi devlet’in vatandaslarinin inancinin nasil olmasi ile ilgili fetva gibi karar veriyor. Bunun arkasinda aslina bakilirsa Avupa Birligi kiriterlerine göre degerlendirebilme gibi bir ugras yatiyor. Her ne kadar bu konu AB ile ilgili degildir denilsede Alevilik mistik bir inanctir gibi söylemlerin arkasinda , Avrupa ile olan iliskilerde alevilerin yerinin neresi oldugunun belirleme ugrasi ortaya cikiyor. Alevileri ellerinin tersi ile daire disina iteleme ugrasi acik acik gözüküyor..
Tam anlami ile bir türlü laikligi yakalayamamis olan bir ülkenin laiksizligini gözler önüne seriyor.Devlet’in ya da iktidarlarin insanlarin nasil inanmasi gerektigine karar verme hakki laik bir ülkede olamaz. Milyonlarca insanin ben aleviyim diye dayattigi bir ülkede onlarin alevi gibi yasayabilme haklarinin verilebilmesi ugrasini yöneticilerin vermesi gerekirken, asli görevlerinin disinda hareket eden görev alaninin ne oldugunu kavrayamayan yada kavramak istemeyen bir yönetim anlayisi insanlari kutuplara ayirarak kaos’a sürükler.
Bu aciklamanin Avrupa’daki inanc yasalari ile yanyana konulabilecek hic bir tutarli tarafi olamaz. Avrupa da hic bir inanc merkezinin kirasi, elektrik, su vb.gibi yan giderleri devlet tarafindan ödenmiyor.
Avrupada yasayan inanc mensublari yasadiklari bölgelerde yeterli üye sayisi var ise kendi inanc merkezini kendileri acabiliyor. Üye sayisi ile de gerekli bir rakamsal sinirlama söz konusu olmaksizin.
Diyanet islerin den sorumlu bakanlik, Avrupadaki camilerin giderlerinin kimler tarafindan karsilandigi hakkinda bilgi sahibi olmadigini söyleyemez, cünkü kendilerinin defalarca bu kurumlari ziyaret ettigi basin araciligi ile insanlara duyurulmaktadir, bilinmektedir.
Mistik inanclar konusunda da yaniliyor.Avrupa da birkac kisinin yanyana gelerek kar amacli faliyet gösteren (Sekte) lere : Almanca’da sözlük karsiligi olarak mistik inanc deniliyor, bu inanclarin büyük kitlelere hitap etmeyip köksüz, sonradan dogma inanclar oldugunu Avrupa’lilar biliyor Ayrica, Avrupalilar Yunus Emre ye verilen uluslar arasi ödülü de biliyor. Bu degerler öyle iki kelime ile gecistirilemez. Avrupa yasalarindaki „sekte“ inanclarla alevilik ayni kefeye konulamaz.
Alevi inanci her ne kadar mistik ve tasavvuf merkezli bir inanc ise de sonradan dogma inanclar ile bir tutulamaz. Binlerce yillik kökleri olan bir inanci bu sekilde batil, sapik bir inanc gibi yorumlayabilmek ,Yunus Emreyi , H. Bektasi Veli’yi hice saymak alevi inancini yoka saymak, 700 yildir bu degerlerin aleviler tarafindan yasatilarak, inanc önderi gibi kutsanip bas üstünde tutuldugunu görmemezlikten gelerek hic bir alevi kurumu ile görüsmek istemiyorlarsa eger; daga, tasa, ucan kusa sorsunlar , onlar bile dile gelip cevap verirler
Güvercin donunda Urum’a ucan
Imamlar evinin kapisin acan
Cümle evliyalar üstünden gecen
Var midir hic bir er Ali’den gayri
Ayrica H. Bektasi Veli Suluca karacahöyük deki“ bes tas’i“ kendisine sahit olarak göstermistir.“Bkz. Velayetmame“ Bu ulu erenlerin herbir sözü bir tarih niteligindedir.Sanki kendilerinden sonra gelecek olan nesile mesaj birakmak icin söylenmis gibidir. Bes tas bile, dile gelir dogrulari söyler.Ona sorsunlar.
Alevi inancinin köklerini ilk cag inanclarinda da arastirabilirler Tabiki ön yargili davranmadan ararlarsa bulurlar. Onlar bulmak , görmek istemeselerde bizler kendi inancimizi anlatmaya devam edecegiz.
Asagidaki dörtlük bizlerin nerelerden süzülüp geldigini cok güzel acikliyor. Fazla söze gerek kalmadan,
Ademin sulbünden Sit olup geldim
Nuh-u Nebi olup tufana girdim
Bir zaman bu mülke ibrahim oldum
Yaptim beytullahi tas tasidim ben
Hidir Yergezen
